Galeri

 

 

 

 

 

 

 

--------------------------------------------------------------------------------------------

Ümit Kaftancıoğlu yaşıyor/Hikmet Bila Gazete Vatan (12.04.2010)

Onu tanıdığımda demek ki, 39-40 yaşlarındaymış... Zaten yaşıyla da hiç ilgilenmemiştim. Kimse de ilgilenmemişti. Herkes onun büyüleyici sözlerine kilitlenmiş, kafiyeli bir şiir gibi akıp giden konuşmasını, kelime kaçırmaksızın dinlemek için kulak kesilmişti.

Tıklım tıklım dolu salondan çıt çıkmıyordu. Sedece onun sesi duyuluyordu. Ne mi anlatıyordu? Her şey... “Memleket meseleleri”nden edebiyata, insan olmaktan felsefeye kadar her şey...

O güne kadar bu kadar akıcı konuşan, bu kadar anlattığını dinleten birini görmemiştim. Çok gençtim ve onu yeterince tanımıyordum. Hakkında birkaç şey duymuştum hepsi o kadar...

Doğu’nun bir köyünde yoksul mu yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldiğini bilmiyordum. Okuma yazmayı daha okula gitmeden öğrendiğini, okula gidecek giysisi, ayakkabısı olmadığını, çıplak ayakla adam boyu karlarda yürüdüğünü, soğuktan ve açlıktan yığılıp kaldığını bilmiyordum.

Zar zor ama başarıyla bitirdiği ilkokuldan sonra çobanlık yaptığını, tarlalarda çalıştığını, yine yalın ayak yollara düşüp en yakın köy enstitüsüne girdiğini, ardından Güneydoğu’da öğretmenlik yaptığını, sonra edebiyat okuyup halk kültürünü, halk edebiyatını, halk sorunlarını radyo mikrofonlarına taşıdığını, derlemeler yaptığını, çocuklar için eserler verdiğini, sözlü halk edebiyatını yazıya geçirmek için çalıştığını bilmiyordum.

Altı yıl sonra öldürüleceğini de bilmiyordum.
***
1974 Hacıbektaş törenlerindeki konferansında dinlediğim ve hayran olduğum Ümit Kaftancıoğlu aramızdan ayrılalı 30 yıl olmuş. Geçtiğimiz cumartesi günü İstanbul Yunus Emre Kültür Merkezi’nde törenle anıldı Kaftancıoğlu. Adına düzenlenen öykü yarışmasında derece alanlara ödülleri verildi. O törene katılamadım ama, Ümit Kaftancıoğlu’nun, 36 yıl önce Hacıbektaş’ta dinlediğim sesi bir kez daha kulaklarımda çınladı.

Çoban, öğretmen, gazeteci, yazar, derlemeci, radyo programcısı, öykücü, romancı, kısaca bir aydın, Ümit Kaftancıoğlu 30 yıldır yok aramızda... Ne büyük kayıp, ne büyük eksik... 30 yıldır yaşıyor olsaydı daha neler katacaktı bu ülkenin insanlarına, düşünebiliyor musunuz?Karanlık eller, önce ülkenin aydınlarını hedef alır. O aydınlar ya baskılara uğrar, ya hapislerde çürütülür ya da 12 Eylül öncesinde sıkça görüldüğü gibi öldürülür. O dönemi bilen bilir bilmeyen bilmez. Aydınların birer-ikişer öldürüldüğü bir karanlık çağdı o yıllar... Ümit Kaftancıoğlu o aydınlardan sadece biriydi. Unutulmaması belki teselli ama Ümit Kaftancıoğlu’nın hâlâ sevgiyle, saygıyla anılması ümit verici...

Yetersiz de olsa, Ümit Kaftancıoğlu haberlerinin medyada yer almasına sevindim. Daha çok yer almalı... O aydınlar daha sık anılmalı. Her şeyden önce, o aydınların öldürülerek yok edilemeyeceğini kanıtlamak için... Genç nesilleri o aydınların eserlerinden yoksun bırakmamak için...

--------------------------------------------------------------------------------------------

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Copyright ©2005 Ümit Kaftancıoğlu

Tasarım: Öztürk Tatar

 

mouseover